Marka Tecavüz Suçu Nedir? Sahte Marka Kullanma ve Ceza Davası Süreci

Marka tecavüz suçu, başkasına ait tescilli marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz edilerek mal üretilmesi, hizmet sunulması, satışa arz edilmesi, satılması, ithal veya ihraç edilmesi, ticari amaçla satın alınması, bulundurulması, nakledilmesi ya da depolanması gibi fiiller bakımından gündeme gelir. Türk hukukunda bu fiiller, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 30. maddesinde düzenlenmiştir; cezaya hükmedilebilmesi için de markanın Türkiye’de tescilli olması ve sürecin kural olarak şikâyetle başlaması gerekir.

Bu kapsamda, marka ceza soruşturması ve kovuşturması ile ilgili olup Sınai Mülkiyet Kanunu'nda yer almayan konularda Ceza Muhakemesi Kanunu uygulanacaktır.

Uygulamada marka ceza davası Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikâyetle başlar. Dosya uzlaştırma kapsamına girebilir; uzlaşma sağlanamaz ve yeterli şüphe oluşursa iddianame düzenlenir. Bu süreçte taklit olduğu ileri sürülen ürünlere el konulması, yargılama sonunda ise şartları varsa eşya veya kazanç müsaderesi gündeme gelir. Görevli mahkeme ise kural olarak fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir; böyle bir ihtisas mahkemesinin kurulmadığı yerlerde ilgili asliye ceza mahkemesi görevlendirilir.

 

Marka hakkına tecavüz suçu nedir? Her marka ihlali suç mudur?

Her marka uyuşmazlığı ceza sorumluluğu doğurmaz. SMK m. 29 marka hakkına tecavüz sayılan fiilleri düzenlerken, m. 30 yalnızca belirli fiilleri cezai yaptırıma bağlar. Bu yüzden hukuki ihlal ile ceza hukuku anlamında suç aynı şey değildir. Ceza dosyasında mahkeme, yalnızca marka hakkının ihlal edilip edilmediğine değil, kanunda sayılan seçimlik hareketlerden birinin gerçekleşip gerçekleşmediğine de bakar.

Buradaki marka hakkına tecavüz suçunun işlenebilmesi için seçimlik hareketler:

  1. Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunmak, satışa arz etmek veya satmak , ithal ya da ihraç etmek, ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamak

  2. Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldırmak,

  3. Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunmaktır.


Sınai Mülkiyet Kanunu açısından buradaki suçlar sınırlı sayıdadır (numerus clausus). Somut olaydaki fiiller bazı durumlarda her ne kadar marka hakkına tecavüz oluşturmayabilecek olsa da söz konusu fiiller Türk Ticaret Kanunu kapsamında "haksız rekabet suçunu" veya Türk Ceza Kanunu kapsamında başkaca bir suçu oluşturabilecektir.

Tescilli markaya yönelik iktibas veya iltibas suretiyle bir markaya tecavüz ihtimali, tüketicinin işaretler arasında işletmesel bağlantı kurmasına yol açabilecek karıştırılabilirlik riski üzerinden değerlendirildiği kabul edilir. Bu nedenle benzerlik analizi yapılırken yalnızca kelimelerin yazılışı değil; görsel, işitsel ve kavramsal yakınlık ile ürünlerin hitap ettiği alıcı kitlesi birlikte değerlendirilir. Bu marka hukuku içtihad ve doktrininde markanın bütüncül incelemesi olarak belirtilmektedir. Her dosyanın hukuki sonucu kendi olay örgüsüne göre şekillenir.


Sahte marka kullanma suçu ve sahte marka satma suçu hangi hâllerde oluşur?

SMK m. 30/1’e göre başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten, hizmet sunan, satışa arz eden, satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Bu nedenle yalnızca üretici değil; dağıtıcı, depo sahibi, ithalatçı, e-ticaret satıcısı veya taklit ürünü ticari amaçla elinde bulunduran kişi de şartları varsa suç isnadıyla karşılaşabilir.

Burada özellikle “sahte marka satma suçu” şeklinde aranan durum, çoğu kez satışa arz etme, satma veya ticari amaçla bulundurma fiilleri üzerinden değerlendirilir. Fiziki mağaza ile internetten satış arasında bu açıdan temel bir fark yoktur. Pazar yerinde ilan açılması, stok tutulması, sevkiyat hazırlanması veya taklit ürünün ticari dolaşıma sokulması da dosyada delil olarak kullanılabilir. Özellikle internette sahte ürün satmak veya sosyal medya üzerinden imitasyon ürün pazarlamak, uygulamada sıkça ceza soruşturmasına konu olmaktadır.

 

Taklit ürün üretme dışında kalan diğer marka suçları ve cezaları

Kanun, taklit ürün üretme ve satma dışında iki fiili daha ayrıca suç sayar. Bunlardan ilki, marka koruması olduğunu belirten işaretin mal veya ambalaj üzerinden yetkisiz biçimde kaldırılmasıdır; bu hâlde bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür. İkincisi ise, yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devir, lisans veya rehin suretiyle tasarrufta bulunmaktır; bunun cezası iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ayrıca tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri de gündeme gelir.

 

Marka hakkına tecavüz suçunda ceza şikâyeti nasıl yapılır?

Marka tecavüz suçu şikâyete bağlıdır. SMK m. 30/6 bunu açıkça söyler. Şikâyet süresi ise TCK m. 73’e göre, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır. Bu süre geçirildiğinde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Altı aylık şikayet süresi hak düşürücü süre olup, savcılık makamı veyahut kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından re'sen dikkate alınması gereken bir husustur.

Marka sahibi açısından en büyük risklerden biri, taklit ürünün öğrenildiği tarihi fiilen ilerletip şikâyeti geciktirmektir. Özellikle e-ticaret dosyalarında ekran görüntüsünün alınması ile şikâyetin hazırlanması arasında gereksiz süre bırakılmaması gerekir.

Şikâyet dilekçesine eklenebilecek başlıca unsurlar şunlardır: marka tescil belgesi, taklit olduğu ileri sürülen ürün fotoğrafları, ilan ekran görüntüleri, numune ürün, fatura veya sevk evrakı, depo veya işyeri adresleri, kargo bilgileri, noter tespiti veya e-tespit kayıtları. Dosyada ne kadar somut ticari veri bulunursa soruşturmanın etkin yürümesi o kadar kolaylaşır. Özellikle “ürün kimden alındı, kim sattı, nerede tutuluyor, kaç adet var” sorularına cevap veren deliller, el koyma ve müsadere hattında da önem taşır. Delil stratejisi dosyanın niteliğine göre farklılaşır.

 

Uzlaşma, marka ceza davasını nasıl etkiler?

CMK m. 253’e göre soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda uzlaştırma girişiminde bulunulur. Marka tecavüz suçu da şikâyete bağlı olduğundan, uygulamada uzlaştırma süreci çoğu dosyada devreye girer. Soruşturma konusu dosya, uzlaşmaya tabi ve kamu davası açılması için yeterli şüphe taşıyorsa uzlaştırma bürosuna gönderilir; uzlaştırmacı taraflara teklif götürür. Tarafların teklife cevap vermemesi hâlinde teklif reddedilmiş sayılır.

Uzlaşma, ceza muhakemesi içinde özel sonuçlar doğuran bir kurumdur. Edimin hemen yerine getirilmesi hâlinde soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilebilir.

 

Sahte markalı malların el konulması ve müsaderesi nasıl olur?

Marka hakkına tecavüze ilişkin müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir. Marka hakkına tecavüz suçlarında müsadere kararı, davaya görmeye yetkili fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi tarafından verilebilecektir.

CMK m. 123 uyarınca ispat aracı olarak yararlı görülen veya eşya ya da kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri muhafaza altına alınır; rızayla teslim edilmezse bunlara el konulabilir. Taklit olduğu ileri sürülen ürünler, ambalajlar, etiketler, kalıplar, seri üretim materyalleri, sevke hazır koliler ve kimi durumlarda dijital satış kayıtları soruşturma bakımından önem taşıyorsa bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu yüzden “sahte markalı malların el konulması” geçici bir koruma tedbiridir ve çoğu zaman soruşturmanın erken aşamasında gündeme gelir.

Müsadere ise yargılama sonunda verilen nihai bir karardır. TCK m. 54’e göre, iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak şartıyla suçta kullanılan, suçun işlenmesine tahsis edilen veya suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunabilir. TCK m. 55 ise suçtan elde edilen veya suçun konusunu oluşturan maddi menfaatlerin kazanç müsaderesine konu olabileceğini düzenler. Bu nedenle taklit ürünler bakımından “el koyma” ile “müsadere” aynı kavram değildir; ilki geçici muhafaza, ikincisi ise güvenlik tedbiridir. Mahkemenin takdiri dosya içeriğine ve eşyanın suça bağlantısına göre belirlenir.


El Konulan Sahte (Taklit) Markalı Ürünler Geri Alınabilir Mi?

Evet, el konulan sahte markalı malların iadesi belirli şartlar altında mümkündür. CMK m. 131’e göre şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait el konulmuş eşyanın soruşturma ya da kovuşturma bakımından muhafazasına artık gerek kalmaması veya eşyanın müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması hâlinde, re’sen veya talep üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme karar verebilir; iade talebinin reddi kararlarına da itiraz edilebilir.

Marka ceza soruşturmalarında bu hüküm özellikle önemlidir. Çünkü polis baskınında, depoda, işyerinde, kargo sevkiyatında veya bazı dosyalarda gümrükte el konulan ürünlerin tamamı aynı hukuki durumda olmayabilir. İnceleme sonunda bazı ürünlerin delil niteliğini yitirdiği, bazılarının ise müsadere konusu olmayacağı ortaya çıkabilir. Bu durumda “el koyma” tedbirinin devam edip etmeyeceği yeniden değerlendirilir. Marka hakkına tecavüz suçları bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 30 çerçevesinde tescilli markaya yönelik belirli fiiller için söz konusu olduğundan, iade incelemesinde hem ceza muhakemesi kuralları hem de marka suçunun unsurları birlikte ele alınır.

İade talebi çoğu durumda soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığına, kamu davası açılmışsa davaya bakan mahkemeye verilecek dilekçe ile ileri sürülür. Talepte özellikle şu hususların açık gösterilmesi yararlı olur: ürünlerin neden delil olarak artık tutulmaması gerektiği, neden müsadere koşullarının oluşmadığı, eşyanın kime ait olduğu ve ticari değer kaybı riskinin nasıl doğduğu. Dosyada üçüncü kişi mülkiyeti iddiası, ürünlerin orijinal olduğu savunması, paralel ithalat iddiası veya taklit şüphesinin teknik inceleme sonunda zayıflaması gibi durumlar da iade değerlendirmesinde etkili olabilir. Bu değerlendirme her dosyanın maddi vakıalarına göre değişir.

İade talebinin kabulü bakımından uygulamada en çok önem taşıyan başlıklar şunlardır: ürünlerin hâlâ delil olarak gerekli olup olmadığı, müsadere ihtimalinin devam edip etmediği, eşyanın gerçekten suç konusu sayılıp sayılmadığı ve üçüncü kişilerin mülkiyet veya zilyetlik iddialarının bulunup bulunmadığıdır. Bu nedenle imitasyon ürün iadesi, sahte olduğu iddia edilen malların geri alınması veya el konulan ticari emtianın serbest bırakılması talepleri hazırlanırken dosyanın teknik ve ticari yapısına uygun bir dilekçe kurgusu gerekir.

El konulan ürünlerin gereksiz biçimde depoda beklemesi, delil niteliği kalmamış mallar bakımından ciddi ticari kayıplara yol açabileceğinden, iade talebinin dosyanın aşamasına ve müsadere riskine uygun şekilde zamanında ileri sürülmesi önem taşır. Benzer şekilde altın, elmas, mücevher, gümüş gibi değerli madenlerden üretilen sahte marka taşıyan ürünlerin iadesi burada önem arz etmektedir. Hukuki danışmanlık randevusu oluşturmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

Fikri ve sınai haklar ceza mahkemesinde yargılama nasıl yürür?

SMK m. 156’ya göre bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir; bu mahkemeler kurulmamışsa görev ilgili asliye mahkemelerine verilir. Bu nedenle uygulamada dosya bazı yerlerde doğrudan fikri ve sınai haklar ceza mahkemesinde, bazı yerlerde ise görevlendirilmiş asliye ceza mahkemesinde görülür. İstanbul gibi ihtisaslaşmanın daha görünür olduğu yerlerde marka ceza dosyalarının teknik yönü daha belirgin şekilde tartışılır.

Yargılamada mahkeme; markanın Türkiye’de geçerli tescilini, işaretler arasındaki benzerliği, ürün veya hizmet ilişkisinin derecesini, ticari amaç unsurunu ve sanığın isnat edilen fiille bağlantısını değerlendirir. Burada yalnızca “ben satmadım” savunması değil, ürünün kimden temin edildiği, stok hareketi, ilan sahibinin kim olduğu, kargo ve ödeme kayıtları gibi veriler de önem taşır. Taklit ürün dosyalarında ticari zincirin çözülmesi, çoğu zaman ceza sorumluluğunun kapsamını belirler.

Nitekim, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 30/7'de, "Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara elkonulmasını sağlaması hâlinde hakkında cezaya hükmolunmaz." hükmü yer almaktadır.

 

Marka ceza davasında şüpheli veya sanık savunması nasıl kurulur?

Savunmada ilk bakılacak husus, suç tipinin tüm unsurlarının (suçun maddi - manevi unsurları) gerçekten oluşup oluşmadığıdır. Ceza mahkemesi bakımından yalnızca benzerlik iddiası yeterli olmaz; suçun kanuni seçimlik hareketlerinden birinin sanık tarafından işlendiğinin de somut delillerle ortaya konulması gerekir. Bunun yanında markanın Türkiye’de tescilli olup olmadığı, ürünlerin gerçekten taklit niteliği taşıyıp taşımadığı ve sanığın ticari amaçla hareket edip etmediği ayrı ayrı incelenmelidir. Olayın ayrıntılarına göre farklı hukuki sonuçlar doğabilir.

Savunma bakımından en kritik hüküm SMK m. 30/7’dir. Buna göre başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı satışa arz eden veya satan kişi, bu malı nereden temin ettiğini bildirir ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara el konulmasını sağlarsa hakkında cezaya hükmolunmaz. Özellikle perakendeci, aracı satıcı veya alt dağıtım halkasında yer alan kişiler için bu hüküm son derece önemlidir. Ancak bu korumadan yararlanılabilmesi, verilen bilginin gerçekten üreticiye ulaşılmasını ve ürünlere el konulmasını sağlamasına bağlıdır.

 

Avukat desteği neden önem taşır?

Marka hakkına tecavüz suçu davalarında, yalnızca ceza hukuku meselesi değildir; çoğu zaman marka hukuku, ticaret hukuku, delil yönetimi ve bazen de paralel hukuk davası stratejisini birlikte gerektirir. Hak sahibi açısından şikâyet süresinin kaçırılması veya eksik delille başvuru yapılması ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Şüpheli veya sanık açısından ise ifade öncesi yanlış veya eksik açıklama yapılması, tedarik zincirinin yanlış kurulması ya da SMK m. 30/7 imkânının zamanında kullanılmaması dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilir. Bu yüzden dosyanın ilk andan itibaren teknik çerçevede değerlendirilmesi önemlidir.


Marka tecavüz suçu, kanunda açıkça suç olarak tanımlanan belirli ticari fiiller bakımından gündeme gelen bir ceza hukuku meselesidir. Şikâyet süresi, uzlaşma ihtimali, el koyma ve müsadere süreci ile savunma stratejisi birbirine bağlı ilerler. Bu nedenle marka sahibi, girişimci, e-ticaret satıcısı ya da şüpheli - sanık konumundaki kişinin dosyayı erken aşamada hukuki olarak değerlendirmesi, sonradan telafisi güç riskleri azaltır. Özellikle şikâyet ve savunma adımlarının gecikmeden planlanması, sürecin daha sağlıklı yürütülmesini sağlar. Hukuki danışmanlık randevusu oluşturmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

Sık Sorulan Sorular

  1. İnternette sahte ürün satmanın cezası nedir?

    SMK m. 30/1 bakımından fiziki mağaza ile internetten satış arasında temel bir fark yoktur. Taklit ürünü satışa arz eden, satan, bulunduran veya depolayan kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası gündeme gelebilir.


  2. Marka tecavüz suçu için markanın tescilli olması şart mı?

    Evet. SMK m. 30/5 uyarınca ceza verilebilmesi için markanın Türkiye’de tescilli olması gerekir.


  3. Şikâyet süresi nedir?

    Şikâyete bağlı suçlarda genel süre, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır. Marka tecavüz suçu da şikâyete bağlıdır. Bu süre hak düşürücü süredir. Soruşturma ve kovuşturma makamları tarafından re'sen dikkate alınmaktadır.


  4. Taklit ürünleri bilmeden sattım; yine de ceza alır mıyım?

    Dosyanın içeriğine göre değişir. Ceza sorumluluğu bakımından kast, ürünün kaynağı, ticari faaliyet biçimi ve SMK m. 30/7’deki üreticiyi bildirme imkânının gerçekleşip gerçekleşmediği önem taşır. Ürünün temin edildiği kişiyi bildirip üreticilerin ortaya çıkarılmasını ve ürünlere el konulmasını sağlamak, bazı hâllerde cezaya hükmedilmemesine yol açabilir.


  5. Sahte markalı mallara hemen el konulabilir mi?

    Şartları varsa evet. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 149/1)- d) kapsamında,sınai mülkiyet hakkı sahibi "tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması" talebinde bulunabilecektir.


Av. M. Emin Anbar hakkında

Av. M. Emin Anbar, İstanbul’da avukatlık yapmakta olup Avrupa Birliği hukuku, fikri mülkiyet hukuku, şirketler hukuku ve sınır ötesi hukuki danışmanlık alanlarında çalışmaktadır. Avrupa Birliği hukuku alanındaki akademik çalışmaları ve uygulama deneyimi çerçevesinde, Türk vatandaşları ve Türk şirketlerinin AB hukuku kaynaklı hak ve yükümlülüklerinin değerlendirilmesine yönelik hukuki danışmanlık sunmaktadır.


Bu internet sitesinde yayımlanan yazılar, makaleler, açıklamalar ve diğer içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada yer alan bilgiler, herhangi bir somut uyuşmazlık veya hukuki mesele bakımından hukuki görüş, danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliğinde değildir.


Her hukuki mesele, kendi olay örgüsü, delil durumu, süreleri, tarafların konumu ve uygulanacak mevzuat bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle, bu sitede yer alan bilgilere dayanılarak işlem yapılması veya işlemden kaçınılması önerilmez. Somut olayınıza ilişkin hukuki değerlendirme için bir avukattan profesyonel destek alınması gerekir.


Sitedeki içeriklerin güncel ve doğru olması için özen gösterilmekle birlikte, mevzuat, içtihat ve idari uygulamalar zaman içinde değişebilir. Bu nedenle, yayımlanan içeriklerin her durumda güncel, eksiksiz veya belirli bir olaya uygulanabilir olduğu garanti edilmez.


Bu internet sitesinde yer alan içeriklerin okunması, incelenmesi veya site üzerinden iletişim kurulması tek başına avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Avukat-müvekkil ilişkisi, ancak taraflar arasında açık bir kabul ve gerekli mesleki değerlendirme sonrasında kurulabilir.


Bu sitede yer alan bilgiler nedeniyle doğrudan veya dolaylı olarak doğabilecek zararlardan, ilgili mevzuatın izin verdiği ölçüde, sorumluluk kabul edilmez.

Bu internet sitesinde yayımlanan yazılar, makaleler, açıklamalar ve diğer içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada yer alan bilgiler, herhangi bir somut uyuşmazlık veya hukuki mesele bakımından hukuki görüş, danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliğinde değildir.


Her hukuki mesele, kendi olay örgüsü, delil durumu, süreleri, tarafların konumu ve uygulanacak mevzuat bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle, bu sitede yer alan bilgilere dayanılarak işlem yapılması veya işlemden kaçınılması önerilmez. Somut olayınıza ilişkin hukuki değerlendirme için bir avukattan profesyonel destek alınması gerekir.


Sitedeki içeriklerin güncel ve doğru olması için özen gösterilmekle birlikte, mevzuat, içtihat ve idari uygulamalar zaman içinde değişebilir. Bu nedenle, yayımlanan içeriklerin her durumda güncel, eksiksiz veya belirli bir olaya uygulanabilir olduğu garanti edilmez.


Bu internet sitesinde yer alan içeriklerin okunması, incelenmesi veya site üzerinden iletişim kurulması tek başına avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Avukat-müvekkil ilişkisi, ancak taraflar arasında açık bir kabul ve gerekli mesleki değerlendirme sonrasında kurulabilir.


Bu sitede yer alan bilgiler nedeniyle doğrudan veya dolaylı olarak doğabilecek zararlardan, ilgili mevzuatın izin verdiği ölçüde, sorumluluk kabul edilmez.

Sorumluluk Reddi Beyanı

Sorumluluk Reddi Beyanı

The articles, publications, explanations and other materials published on this website are provided for general informational purposes only. They do not constitute legal advice, legal opinion, legal consultancy or attorney services in relation to any specific matter or dispute.


Each legal matter must be assessed separately in light of its particular facts, evidence, applicable limitation periods, the position of the parties and the relevant legislation. Therefore, no action should be taken, or refrained from, solely on the basis of the information published on this website. Professional legal advice should be sought for the assessment of any specific legal issue.


Although care is taken to ensure that the content published on this website is accurate and up to date, legislation, case law and administrative practice may change over time. Accordingly, no representation or warranty is made that the content is always current, complete or applicable to any particular case.


Reading the content of this website, reviewing its publications or contacting the office through the website does not, by itself, create an attorney-client relationship. Such a relationship may only be established following an express acceptance and the necessary professional assessment.


To the extent permitted by applicable law, no liability is accepted for any direct or indirect loss or damage arising from reliance on the information published on this website.

The articles, publications, explanations and other materials published on this website are provided for general informational purposes only. They do not constitute legal advice, legal opinion, legal consultancy or attorney services in relation to any specific matter or dispute.


Each legal matter must be assessed separately in light of its particular facts, evidence, applicable limitation periods, the position of the parties and the relevant legislation. Therefore, no action should be taken, or refrained from, solely on the basis of the information published on this website. Professional legal advice should be sought for the assessment of any specific legal issue.


Although care is taken to ensure that the content published on this website is accurate and up to date, legislation, case law and administrative practice may change over time. Accordingly, no representation or warranty is made that the content is always current, complete or applicable to any particular case.


Reading the content of this website, reviewing its publications or contacting the office through the website does not, by itself, create an attorney-client relationship. Such a relationship may only be established following an express acceptance and the necessary professional assessment.


To the extent permitted by applicable law, no liability is accepted for any direct or indirect loss or damage arising from reliance on the information published on this website.

Disclaimer

Disclaimer

Ofisler.

Ofisler.

Nurol Tower Plaza
Mecidiyeköy, İstanbul Türkiye

Nurol Tower Plaza
Mecidiyeköy, İstanbul Türkiye

Nursanlar Plaza

Kartal, İstanbul, Türkiye

Nursanlar Plaza

Kartal, İstanbul, Türkiye

© 2026 Emin Anbar Law Office. All rights reserved.