Marka Hakkına Tecavüzde Zamanaşımı ve Şikayet Süreleri
Marka hakkına tecavüzde zamanaşımı-hak düşürücü hukuk davası ve ceza soruşturması bakımından aynı değildir. Kısa cevap şudur: ceza şikayet süresi kural olarak 6 ay, tazminat taleplerinde genel zamanaşımı 2 yıl ve her hâlde 10 yıl, marka hakkına tecavüz suçunda dava zamanaşımı ise çoğu durumda 8 yıl olarak değerlendirilir. TCK m.73, şikayete bağlı suçlarda fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aylık süre öngörür; dava zamanaşımı, TCK m.66 kapsamında, üst sınırı beş yılı aşmayan hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda 8 yıllık dava zamanaşımı düzenler.
6 aylık şikayet süresi, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Bu sürelerin başlangıcı her olayda aynı olmayabilir. Marka sahibinin ihlali ne zaman öğrendiği, ihlali yapan kişinin kimliğinin ne zaman belirlendiği, eylemin tek seferlik mi yoksa devam eden bir satış/ilan/faaliyet mi olduğu ve fiilin ceza hukuku bakımından suç oluşturup oluşturmadığı ayrıca incelenmelidir. Tazminat yönünden TBK m.72’de zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her hâlde fiilden itibaren 10 yıl kuralı düzenlenmiştir.
Marka Hakkına Tecavüzde Zamanaşımı Kaç Yıldır?
Marka hakkına tecavüzde zamanaşımı sorusunun tek bir cevabı yoktur; çünkü marka ihlali hem özel hukuk hem ceza hukuku sonuçları doğurabilir. Pratik süre tablosu şu şekildedir:
Ceza şikayet süresi: fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 ay.
Tazminat davası zamanaşımı: zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl; her hâlde fiilden itibaren 10 yıl.
Ceza dava zamanaşımı: SMK m.30 kapsamındaki marka suçlarında, ceza üst sınırı dikkate alındığında genel olarak 8 yıl.
Tecavüzün durdurulması ve önlenmesi talepleri: ihlal devam ettiği sürece ileri sürülebilir; ancak somut olayda sessiz kalma, dürüstlük kuralı ve hak kaybı tartışmaları ayrıca incelenmelidir.
Burada “zamanaşımı” ile “hak düşürücü süre” ayrımı önemlidir. Tazminat taleplerinde karşı taraf zamanaşımı def’i ileri sürebilir. Buna karşılık şikayete bağlı suçlarda 6 aylık şikayet süresi, ceza sürecini başlatma bakımından hak kaybına yol açabilecek niteliktedir. Bu nedenle marka sahibi bakımından ilk öğrenme tarihi, şüpheli veya sanık bakımından ise şikayetin süresinde yapılıp yapılmadığı dosyanın kaderini etkileyebilir.
Taklit Ürün ve Marka İhlali Suçlarında 6 Aylık Şikayet Süresi
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.30 kapsamında marka hakkına tecavüz suçları şikayete bağlıdır. Bu suçlarda soruşturma yapılabilmesi için marka hakkı sahibinin veya şikayet hakkı bulunan kişinin, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayette bulunması gerekir. TCK m.73’e göre bu süre geçirilirse soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
Öğrenme tarihi yalnızca “ihlalin varlığını duymak” anlamına gelmez. Uygulamada failin kim olduğu, ürünün kim tarafından satıldığı, e-ticaret hesabının kime ait olduğu, ticari faaliyet bağlantısı ve delillerin niteliği ayrıca araştırılır. Örneğin sahte markalı ürünün bir pazar yerinde görülmesi, satıcının kimliğinin ve ticari sorumluluğun ayrıca tespit edilmesini gerektirebilir. Bu nedenle 6 aylık süre değerlendirilirken ekran görüntüsü tarihi, ihtarname, platform yazışması, fatura, kargo kaydı ve ürün numunesi birlikte ele alınmalıdır.
İzinsiz Marka Kullanımında Tazminat Davası Süreleri
SMK m.149, marka hakkı tecavüze uğrayan hak sahibine tespit, önleme, durdurma, kaldırma ve tazminat gibi talepler ileri sürme imkanı tanır. Doktrinde, SMK m.149 kapsamında tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi davalarının açılabileceği; tazminat taleplerinde ise SMK m.150 ve m.151’in fiili zarar ve yoksun kalınan kazanç bakımından önem taşıdığı açıklanmaktadır.
Maddi Tazminat Taleplerinde Süre
Marka hakkına tecavüz tazminat davası zamanaşımı bakımından temel hareket noktası TBK m.72’dir. Buna göre zarar gören, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde tazminat talebini ileri sürmelidir. Her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl geçmekle tazminat istemi zamanaşımına uğrar. Ancak fiil aynı zamanda daha uzun zamanaşımı süresine tabi bir suç oluşturuyorsa, TBK m.72 gereğince ceza zamanaşımı süresi uygulanabilir.
Maddi tazminatta fiili zarar, yoksun kalınan kazanç, lisans bedeli yaklaşımı, ihlal edenin kazancı ve satış hacmi gibi kalemler gündeme gelebilir. Bu hesaplamanın sağlıklı yapılabilmesi için fatura, stok kaydı, pazar yeri satış dökümü, gümrük kaydı, reklam harcaması ve ürün numunesi gibi belgeler önemlidir.
Manevi Tazminat ve İtibar Kaybı Taleplerinde Süre
Manevi tazminat ve marka itibarının zedelenmesine dayalı talepler de somut olayın özelliklerine göre TBK m.72 ve SMK hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Taklit ürünün düşük kaliteyle piyasaya sürülmesi, markanın güvenilirliğini zedeleyen satışlar yapılması veya tüketicilerde yanıltıcı algı oluşturulması bu kapsamda önem taşıyabilir. Ancak her ihlal otomatik olarak manevi tazminat doğurmaz; markanın kullanım biçimi, ihlalin ağırlığı ve zararın ispatı ayrıca değerlendirilir.
Devam Eden İhlallerde Süre Ne Zaman Başlar?
Marka ihlali tek seferlik bir satıştan ibaret olabileceği gibi, uzun süre devam eden bir e-ticaret ilanı, stok bulundurma, depolama, ithalat, ihracat veya sosyal medya tanıtımı şeklinde de ortaya çıkabilir. Devam eden ihlallerde süre hesabı daha karmaşıktır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 27.02.2013 tarihli, 2012/4026 E. ve 2013/3565 K. sayılı kararına da atıf yapılarak, marka hakkına tecavüz eylemi devam ettiği sürece tecavüzün tespiti, durdurulması ve giderilmesi taleplerinde zamanaşımının işlemeyeceği; buna karşılık tazminat davasında genel zamanaşımı sürelerinin dikkate alınacağı belirtilmektedir.
Bu nedenle devam eden satışlarda “ilk ihlal tarihi” tek başına yeterli olmayabilir. İlanın yayında kalması, ürünün satışa arz edilmeye devam etmesi, aynı ürünün farklı hesaplardan satılması veya stokta bulundurulması ayrı değerlendirmeler gerektirebilir.
E-Ticaret ve Pazar Yerlerindeki İhlallerde Süre Hesabı
Trendyol, Hepsiburada, Amazon, Instagram mağazaları veya bağımsız e-ticaret sitelerinde marka ihlali iddiası varsa, platforma yapılan bildirim ile savcılığa yapılan şikayet birbirine karıştırılmamalıdır. Platforma yapılan marka ihlali bildirimi, ürünün yayından kaldırılmasına veya satıcıdan savunma istenmesine yol açabilir; ancak kural olarak savcılığa yapılmış ceza şikayeti yerine geçmez.
Bu bildirimler yine de önemlidir. Çünkü platform yazışmaları, ihlalin ne zaman fark edildiği, satıcının kim olduğu, hangi ürünlerin satıldığı ve satışın devam edip etmediği konusunda delil niteliği taşıyabilir. E-ticaret satıcısı açısından ise ürünün orijinal olduğu, yetkili tedarikçiden alındığı, ticari amaç unsurunun bulunmadığı veya markasal kullanım yapılmadığı iddiaları belgeyle desteklenmelidir.
Şikayet Süresi Kaçarsa Tazminat Davası da Biter mi?
Hayır, her durumda bitmez. Ceza şikayet süresinin kaçırılması, ceza soruşturması bakımından hak kaybı doğurabilir; ancak tazminat davası ayrıca değerlendirilir. TCK m.74’te kamu davasının düşmesinin malların geri alınması ve uğranılan zararın tazmini için açılan şahsi hak davasını etkilemeyeceği düzenlenmiştir. Bununla birlikte şikayetten vazgeçme sırasında kişisel haklardan da vazgeçilmişse ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.
Bu nedenle marka sahibinin “şikayet süresini kaçırdım, artık hiçbir şey yapılamaz” şeklinde düşünmesi doğru olmayabilir. Tazminat, tecavüzün durdurulması, ilanların kaldırılması, ürünlerin toplatılması veya haksız kullanımın sona erdirilmesi gibi talepler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir.
Marka Sahibi veya Satıcı Ne Yapmalı?
Marka sahibi için ilk hedef, süreler dolmadan delilleri güvenli hale getirmektir. Ürün numunesi alınmalı, ekran görüntüleri tarihli şekilde saklanmalı, mümkünse noter tespiti veya delil tespiti seçenekleri değerlendirilmeli, pazar yeri kayıtları ve satıcı bilgileri toplanmalıdır. Ardından ceza şikayeti, ihtiyati tedbir, tazminat davası ve platform başvurusu birlikte planlanmalıdır.
Şüpheli, sanık veya e-ticaret satıcısı bakımından ise savunma; yalnızca “zamanaşımı geçti” iddiasına dayanmamalıdır. Ürünün kaynağı, fatura, tedarik zinciri, markanın Türkiye’de tescilli olup olmadığı, ticari amaç unsuru, bilme veya bilmesi gerekme hali, ürünün satışa arz edilme biçimi ve şirket yetkilisinin fiille bağlantısı ayrıca incelenmelidir. SMK m.30 bakımından Türkiye’de tescilli marka şartı ve ticari amaçla üretme, satma, ithal etme, ihraç etme, bulundurma, nakletme veya depolama gibi fiiller özellikle önemlidir.
Sonuç
Marka hakkına tecavüzde zamanaşımı, yalnızca “kaç yıl geçti?” sorusuyla çözülemez. Ceza şikayet süresi bakımından 6 ay, tazminat davası bakımından 2 ve 10 yıllık süreler, marka hakkına tecavüz suçunda ceza dava zamanaşımı bakımından ise genel olarak 8 yıllık süre dikkate alınır. Ancak öğrenme tarihi, failin kimliği, ihlalin devam edip etmediği ve ceza soruşturması ile hukuk davasının ilişkisi somut olayın özelliklerine göre değişebilir. Hak kaybı yaşanmaması için delillerin erken toplanması ve süre hesabının dosya özelinde yapılması gerekir.
Sıkça Sorulan Sorular
Marka hakkına tecavüzde zamanaşımı kaç yıldır?
Tazminat taleplerinde kural olarak zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her hâlde fiilden itibaren 10 yıl dikkate alınır. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa daha uzun ceza zamanaşımı süresi uygulanabilir.Marka hakkına tecavüz suçunda şikayet süresi ne kadardır?
Şikayet süresi, fiil ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 6 aydır. Bu süre hak düşürücü nitelikte sonuç doğurabileceğinden gecikmeden hareket edilmelidir.Trendyol, Hepsiburada veya Amazon bildirimi zamanaşımını keser mi?
Platforma yapılan bildirim genellikle savcılığa şikayet veya dava açma yerine geçmez. Ancak öğrenme tarihi, satıcı bilgisi ve ihlalin devamı bakımından delil olarak önem taşıyabilir.Savcılığa şikayet süresi kaçırılırsa tazminat davası açılabilir mi?
Evet, ceza şikayet süresinin kaçırılması her durumda tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Tazminat talepleri ayrıca TBK ve SMK hükümlerine göre değerlendirilir.İhlali yapan kişinin kim olduğunu sonradan öğrenirsem süre ne zaman başlar?
Şikayet süresi bakımından TCK m.73, fiilin ve failin öğrenilmesini esas alır. Ancak “öğrenme” tarihinin nasıl ispatlanacağı somut olayın delillerine göre değişebilir.
Av. M. Emin Anbar hakkında
Av. M. Emin Anbar, İstanbul’da avukatlık yapmakta olup Avrupa Birliği hukuku, fikri mülkiyet hukuku, şirketler hukuku ve sınır ötesi hukuki danışmanlık alanlarında çalışmaktadır. Avrupa Birliği hukuku alanındaki akademik çalışmaları ve uygulama deneyimi çerçevesinde, Türk vatandaşları ve Türk şirketlerinin AB hukuku kaynaklı hak ve yükümlülüklerinin değerlendirilmesine yönelik hukuki danışmanlık sunmaktadır.
© 2026 Emin Anbar Law Office. All rights reserved.
